• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Saat
Takvim
Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam16
Toplam Ziyaret173250
Üyelik Girişi
Güz Sonatı
  

Ünlü bir piyanist olan Charlotte, uzunca bir süredir arkadaşlık ettiği Leonardo'yu henüz kaybetmiştir. Uzun zamandır görmediği kızı Eva'dan bir mektup alır. Bir rahip ile evli olan Eva, 4 yaşındaki oğlunu suda boğulma nedeniyle kaybetmiş, Norveç kırsalında mütevazı bir yaşam sürmektedir. Teklifi kabul eden Charlotte, kızının evine gelince hiç hoşlanmadığı bir sürprizle karşılaşır: Kendisinin bir bakımevine teslim ettiği ancak yıllardır arayıp sormadığı, akıl sağlığı yerinde olmayan yatalak küçük kızı Helena da ablası Eva tarafından iki yıldır bu evde bakılmaktadır. Anne ve uzun zamandır görüşmeyen kızları başlangıçta sıcak bir kavuşma yaşasalar da kısa sürede geçmiş defter açılacak ve kıyasıya bir hesaplaşma yaşanacaktır.

Güz Sonatı, Ingmar Bergman’ın otobiyografisinde en iyi filmlerinden biri olarak gördüğü eserlerindendir. Yönetmen, oda tiyatrosu tadı veren kapalı mekânda uzun diyaloglar aracılığıyla, kadınlar üstünden anne sevgisini sorgular. Bu sorgulama kuşaklar boyunca yapılsa da sanık sandalyesine kendi çocukluğuna da atıf yapılan hem anne hem de anneanne unvanı taşıyan Charlotte oturtulur. Narsist, bencil Charlotte, kendi varlığını piyano çalarak gerçekleştirmeye çalışmış, bu alanda büyük başarılar da elde etmiş ancak bunu yaparken evini, eşini ve çocuklarını fazlasıyla ihmal etmiştir. İhmalin kurbanları Eva ve Helena bundan fazlasıyla etkilenmiş, Helena anne olma şansını bütünüyle yitirecek kadar kötürüm kalmış, Eva her şeye rağmen anne olmayı başarmış ama oğluna sahip çıkamamıştır. Mağdurların hesaplaşma için taammüden planladıkları bu buluşma, işlediği cürümlerin farkında bile olmayan, fark ettiklerinin de üstünü başarıyla örten Charlotte için beklendiği gibi travmatik olacaktır. Çocuklarına sevgi vermediği gerçeğiyle yüzleşen Charlotte, bahane olarak bir başka ana-kız ilişkisine sığınır; kendisi de çocukluğunda sevgi görmemiştir. Film acımasız yüzleşmeden sonra anne ve çocuklar arasında gerilimin düştüğünü, içini döken tarafların rahatladığını, belki gelecekte daha sağlıklı bir ilişkinin kurulabileceğini hissettirerek biter.

Ingmar Bergman, kült oyuncusu Liv Ullmann’ı, döneminde daha yaygın bir tanınmaya ulaşan vatandaşı Ingrid Bergman’la buluşturur. Kamera dakikalarca iki usta oyuncunun yüzüne odaklanarak yaşanmış olan acıları ve süren gerilimi doğrudan izleyicinin yüreğine indirir. İki kadını yüzleştiren Bergman, kendi hayatını yaşamaya çalışan ebeveynlerin, bunu yaparken zaman zaman kalbini kırdıklarını sandıkları çocukların yüreğinde aslında ne denli derin yaralar açtıklarının farkında olmadıklarını o sakin diliyle haykırıyor.

Filmde, satranca da yer veriliyor. Eva’nın çocukluğunda babasıyla birlikte olduğu zamanlarda oturdukları salonda, koltuğun hemen yanında, kütüphanenin önündeki masanın üstünde henüz hamle yapılmamış bir satranç takımı durur. Eva bu satranç takımının süs olarak durmadığını, babası tarafından kullanıldığını da bildirir: “…Otto amcamla kanepede oturur brendi içerdi, aralarında mırıldanırlardı, birbirlerini duyup duymadıklarını merak ederdim. Veya Harry amcam olurdu yanında, satranç oynarlardı…”

FİLMİN KÜNYESİ

Türkçe adı

Güz Sonatı

Orijinal adı

Höstsonaten

İngilizce adı

Autumn Sonata

Yönetmen

Ingmar Bergman

Yapım yılı

1978

Yapımcı ülke

İsveç, Almanya

Orijinal dil

İsveççe, İngilizce

Süresi

99 dakika

Eserin yazarı

Ingmar Bergman

Oyuncular

Ingrid Bergman, Liv Ullmann, Lena Nyman, Halvar Björk, Marianne Aminoff, Arne Bang-Hansen, Gunnar Björnstrand, Erland Josephson, Georg Løkkeberg, Mimi Pollak, Linn Ullmann

IMDB Puanı

8.3

 

 

 

 







































© 2013 www.erginciftci.com

Tüm Hakları Saklıdır.

 

 

 

 

  
297 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın